Ormanın en hareketli ve meraklı tavşanı Zeno, sıradan havuçlardan sıkılmış ve farklı renklerde havuçlar aramaya başlamıştır. Renkli havuçların peşinden gittiği bu macera, onu hem şaşırtıcı keşiflere hem de dostlukların kıymetini anlamaya götürür.
Zeno, Pıtır Ormanı’nın en enerjik, en zıpır tavşanıymış. Sabahları havada üç takla atarak uyanır, öğlene kadar en az beş farklı oyunda koşar, akşamları ise kendi kuyruğunu kovalamaktan uykusu kaçarmış. Ama bir süredir bir şeyden sıkılıyormuş: havuçlar!
Bir sabah havuçlara bakarak “Portakal rengi, portakal rengi, hep aynı!” diye söylenmiş. Neden hiç mor ya da mavi havuç yok? Hatta pembe olanı da olurdu.” diye devam etmiş. Bu düşünceyle Zeno’nun aklına bir fikir gelmiş: “Belki de ormanın derinliklerinde bu renklerde havuçlar vardır!” Ertesi sabah sırt çantasına büyüteç, büyük bir elma ve haritasını koymuş. Böylece “Havuç Keşif Turu” başlamış! İlk durağı, Su Cıvıltısı Deresi olmuş. Orada yaşayan yaşlı kaplumbağa Temtem, Zeno’ya şöyle demiş: “Ben gençken Mor Gölge Tepesi’nde bir mor havuç görmüştüm. Ama dikkat et, orası biraz sisli olur.” Zeno hemen sevinmiş: “İşte aradığım iz!” Zeno sıçrayarak ve zıplayarak Mor Gölge Tepesi’ne tırmanmış. Sisler arasında bir anda bir parıltı görmüş. Gerçekten de mor renkli bir havuç toprağın içinde hafifçe görünüyormuş. Zeno hafifçe kazmış ve havucu çıkarınca gözlerine inanamamış! Havuç hem mor hem de üzerine incecik beyaz çizgiler varmış. Tadı ise hafif yaban mersini gibiymiş! Sonra gökte uçan bir kuş sesi duymuş. Mavi karga Kilik, bir dalın üzerine konmuş: “Eğer mavi havuç istiyorsan, Gökküresi Mağarası’na git. Orası biraz karanlıktır ama korkma.” demiş. Zeno, cesurca mağaraya girmiş. İçerisi serinmiş ama loş ışıkta mavi renkte parlayan bir başka havuç görmüş. Üzerinde minik yıldız desenleri olan bu havuç ise misket limonu gibi kokuyormuş! “Bunlar sadece yiyecek değil, resmen sanat eseri!” demiş kendi kendine. Ancak mağaradan çıkarken çantasındaki harita rüzgârla uçmuş. Zeno birden ne yöne gideceğini şaşırmış. Zıplamış, dönmüş, tekrar başlamış ama çıkışı bulamamış. “Sanırım… kayboldum,” demiş endişeyle. Tam o sırada, Zeno’nun peşinden sessizce gelen eski dostları ortaya çıkmış. Sincap Tina, kirpi Miko ve baykuş Poti onu takip etmişler. “Zeno, sen bir şeye takıldın mı, hep bir maceraya sürüklenirsin. Biz de seni yalnız bırakmak istemedik,” demiş Tina. Hep birlikte mağaradan çıkmışlar.

Zeno, arkadaşlarına renkli havuçlardan ikram etmiş. Her biri farklı tatlar almış; Miko en çok mor olanı, Tina ise mavi olanı sevmiş. Baykuş Poti, “Bu havuçların lezzeti ayrı, ama birlikte olmak çok daha güzel,” demiş. Zeno başını sallamış: “Belki havuçlar renkli olabilir ama dostluk daha da renkliymiş!” O günden sonra Pıtır Ormanı’nda sadece turuncu değil, mor, mavi ve hatta birkaç pembe havuç da yetişmiş. Zeno ise artık her maceraya yalnız değil, dostlarıyla çıkmış. Çünkü paylaşmak, keşfetmek kadar güzelmiş. Masal da burada bitmiş.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz.
