Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak bir ormanın serin ve çiçek kokulu köşesinde, Limo adında minicik ama çok düzenli bir kokarca yaşarmış. Limo’nun en sevdiği şey, her sabah ormanın içindeki yemiş çalılarından topladığı böğürtlenleri küçük fıçılarına yerleştirmekmiş. Her fıçının kapağını kapatır, üzerine kendi yaptığı küçük çizimleri yapıştırırmış. Yemişlerini bu kadar özenle saklamasına herkes hayran olurmuş.
Bir sabah güneş yaprakların arasından süzülürken Limo her zamanki gibi fıçılarını kontrol etmek istemiş. Ama o da ne! En dolu fıçının yarısı boşmuş. Limo şaşkınlıktan kuyruğunu sallamış. “Ama dün akşam hepsi yerli yerindeydi!” diye söylenmiş. Hemen ormanın iç patikasına çıkmış; zeminde hafif, düzensiz küçük izler fark etmiş. İzler kimi zaman zikzak çiziyor, kimi zaman da toprağa hafifçe gömülüyormuş. Limo merakla izleri takip etmeye başlamış. Patika, eğreltiotlarının arasından geçip küçük bir dere kıyısına kadar uzanmış. Limo tam orada minik bir su sesiyle birlikte çıtırtılar duymuş. Sazlıkların arasına eğildiğinde kocaman gözlü, ürkek bir su sıçanı görmüş. Sıçan birkaç böğürtleni utangaçça kemiriyor, sonra ellerini saklamaya çalışıyormuş. Limo onu görünce şaşırmış ama bağırmamış. “Yemişlerim… neden benim fıçımdan aldın?” diye sakince sormuş. Su sıçanı başını eğmiş, bıyıkları titreyerek konuşmuş: “Ben… çok özür dilerim. Derenin suyu çekilince yiyecek bulamadım. Açtım, dayanamadım. Kötü bir niyetim yoktu… Sadece birazcık aldım.” Demiş. Limo önce ne söyleyeceğini bilememiş. Fıçısının yarısını kaybettiği için üzgünmüş. Ama su sıçanının gözlerindeki mahcubiyeti görünce öfkesinin yavaşça dağıldığını hissetmiş. “Keşke bana söyleseydin,” demiş. “Paylaşırdım. Yeter ki önce izin iste.” Su sıçanı başını kaldırıp şaşkınlıkla bakmış. “Gerçekten paylaşır mıydın?” “Tabii ki! Orman hepimiz için. Ama birbirimize haber verirsek daha iyi olur.” Böylece Limo küçük bir öneri getirmiş:
“İstersen beraber yeni bir yemiş bahçesi kuralım. Ben topladıkça sen de yardım edersin. Ürünleri paylaşıp saklarız. Böylece kimse aç kalmaz.” Su sıçanının gözleri sevinçle parlamış. Hemen kabul etmişler.
O günden sonra ikisi birlikte çalıları budamış, yeni filizler ekmiş, fıçıları ortak çalışmayla doldurmuşlar. Zamanla küçük bahçeleri ormanın en bereketli yemiş alanı olmuş. Ve böylece Limo, paylaşmanın yalnızca yemek vermek değil; aynı zamanda birlikte üretmek olduğunu öğrenmiş. İkisi, ormanın en iyi dostu olarak mutlulukla yaşamışlar. Masal da burada bitmiş.

Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz. Okurken keyif almanız ve bu masal için güzel yorum yapmanız bizim için büyük bir mutluluk olacaktır.
